Türkiye’nin birçok bölgesinde meydana gelen büyük deprem, sadece sakinleri değil, tüm ülkeyi derinden etkiledi. Bu felaketin ardından yaşananlar, hayatta kalanlar için zaman zamana tanık olunan korkunç bir savaş halini aldı. Merve Yıldırım, bu trajedinin ortasında kalan ve birçok insanın gözünde bir umut ışığı haline gelen bir hikaye sunuyor. Depremin 6. günü enkazdan sağ kurtulan Merve, yaşadığı travmalara rağmen “Hala hayattayım” diyerek umut aşılıyor.
Merve, evinin sarsıldığı anı hâlâ taze bir şekilde hatırlıyor. “Her şey bir anda oldu,” diyor Merve. “Hiçbir şeyde bu kadar çabuk olup biteceğini düşünmemiştim. Hızla sarsılan evin bir anda çökmeye başladığını gördüm. Korkuyla kaçmaya çalıştım fakat zamanım yoktu.” Merve, o anı tarif ederken sesi titriyor. Enkaz altında kaldığı süre boyunca her anın ağır geçtiğini ve yaşam mücadelesinin bir parçası haline geldiğini ifade ediyor.
Enkazaltında geçirdiği günler boyunca, psikolojik olarak mücadele verirken fiziksel olarak da vücudunun yaralar aldığı bir süreçten geçti. Kolunu ve bacağını kaybettiği için tedavi sürecinin zor olduğunu dile getiren Merve, “Ölümün kıyısında hissettim kendimi. Ama bir yandan beni hayatta tutan düşünce, ailemi ve arkadaşlarımı bir gün tekrar görecek olmaktı,” diyor.
Merve’nin kurtarılması, onun için bir sona değil, yeni bir başlangıca işaret etti. Depremden sonra geçirdiği süreçte Merve, kendisini yalnız hissetmediğini vurguluyor. “Hastaneye geldiğimde yanımda olan insanların sevgisi ve desteği bana güç verdi. Sosyal medyada ve akrabalarımdan gelen mesajlarla yüreğim yeniden alevlendi,” ifadelerini kullanıyor. Her şeyin bittiği sanıldığı bir anda, Merve’nin hayatındaki değişim umudun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Merve, yaşadığı travmanın yanı sıra, fiziksel engellerine rağmen hayatına yeni bir yön verme kararlılığında. Amputasyonun ardından fiziksel terapi süreci oldukça zorluydu. “Her gün farklı bir savaştan çıkıyordum. Ancak bana en çok moral veren şey, insanların bana ‘Sen bu durumu aşabilirsin’ demesi oldu. Ben de buna inandım,” diyor.
Hastaneden çıktıktan sonra Merve, hayatını yeniden şekillendirmek için hevesle çalışmalara başladı. Özellikle başta fizik tedavi olmak üzere, çeşitli rehabilitasyon yöntemlerine yoğunlaştı. Aile destek gruplarına katılarak, benzer acılar yaşayan kişilerle bir araya gelmek onu daha da güçlü kıldı. Bütün bunların yanı sıra, yaşadığı durumu bir sosyal sorumluluk projesine dönüştürmek için bir arayış içinde. “Bu deneyimimle beraber, başkalarına ilham vermek istiyorum,” diye ekliyor Merve. “Hayatta kalmak için sadece fiziksel güce değil, aynı zamanda bir sebebe de ihtiyacımız var.”
Merve’nin şimdiki hedefi, yaşadığı felaketi sanata dökülerek, gençlere ve çocuklara umut aşılamak. Özellikle travma sonrası psikolojik destek hakkındaki düzenlemelere dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık sağlamak istiyor. “Benim kaderimin işareti başkalarının daha iyi bir yaşam sürmesini sağlamak olabilir,” diyor.
Merve’nin hikayesi, depremin ne kadar yıkıcı olsa da, bir insanın iradesi ve umudu ile her türlü engelin aşılabileceğini gösteriyor. Umut, her zaman en karanlık zamanlarda bile ışık olur. Merve, yaşadığı acıların ardından aktif bir yaşam sürmeyi tercih ederek, topluma inspirasyon kaynağı olmaya devam ediyor. Yıldırım’ın hikayesindeki güç, birçok hayata dokunarak, sosyal dayanışmanın ve insanlığın ne kadar kıymetli olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor.
“Hala hayattayım,” diyerek Sözlerine son veren Merve, yaşamak için savaşa devam edeceğini belirterek, aslında birçok insana sesleniyor: “Hayatta kalmak, yalnızca bedeni değil, ruhu da beslemekle mümkün.” Bu hikaye, depremin yarattığı yıkımların ötesinde, insan ruhunun azmi ve gücünü sergileyen bir örnek olarak kalacak.